Gündem

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, İstanbul depreminin büyüklüğünü açıkladı, risk altındaki illeri tek tek saydı

Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan,  Marmara Bölgesinde olması beklenen depreme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ercan, İstanbul’u depreme hazırlamak gerektiğini ifade ederek nitelikli yapıların yapılması gerektiğini ifade etti. 

İstanbul’da olması beklenen depremin bir zamanı olmadığını belirten Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, beklenen depremin bir türlü olmadığını ifade ederek,” Şimdi de yok 2024’te olacak, yok her an olabilir, yok 2029’da olabilir gibi yine bilimsel tabana dayanmayan kestirimler yapılıyor. Bu kestirimleri yapanların hiçbiri de jeofizik mühendisi değil. Çünkü deprem kestirimlerini jeofizik mühendisleri yapar. Ve bunlar basında yer alıyor. Bu büyük bir talihsizlik aslında. Çünkü insanlara bir korku pompalanıyor ki bunun bilimsel tabanı yok” diye konuştu.

İstanbul’da olması beklenen depreme ilişkin olarak değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan,” 4 bin yıllık deprem geçmişine baktığımız zaman İstanbul’un olağan büyük depreminin büyüklüğü aşağı yukarı 6.4’tür. Bunu Kuzey Marmara olarak değerlendirmek ya da tam Marmara olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü Marmara’nın neresinde deprem olursa olsun, 100 kilometre yarıçaplı bir alanda yıkıcı bir etkisi oluyor. Sözün gelişi Gölcük’te 7.5 büyüklüğünde bir deprem oldu, bu depremin Gölcük’teki yıkım gücü 11’di. Ama Avcılar’daki yıkım gücü yaklaşık 9 oldu ve yapıları yıktı. Avcılar’ın Gölcük’ten uzaklığı 100 kilometreydi. Gölcük’te bir deprem oldu, oradan yaklaşık 120 kilometre ileride Adapazarı’nda öldürücü etkisi oldu. Oysaki deprem orada olmadı.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, İstanbul depreminin büyüklüğünü açıkladı, risk altındaki illeri tek tek saydı

“DEPREMİN İLLE DE SİZİN OLDUĞUNUZ YERDE OLMASI GEREKMİYOR”

İzmir’de 117 kişinin hayatını kaybetmesine ve 1032 vatandaşın yaralanmasına neden olan depremin Sisam’da 7 büyüklüğünde meydana geldiğini ve Bayraklı ilçesine hasar verdiğini kaydeden Ercan,”   Demek ki depremin ille de sizin olduğunuz yerde olması gerekmiyor, evinizin yıkılması ya da tehlike altında olması için. Dolayısıyla Marmara bölgesinde size en az 100 kilometre ileride olacak bir deprem sizin depreminizdir. Dolayısıyla büyük İstanbul depremi, büyük Tekirdağ depremi diye konuşulan depremler aynı zaman Kocaeli’nin, aynı zamanda Yalova’nın, aynı zamanda Bursa’nın, Mudanya’nın, Gemlik’in, Bandırma’nın, Balıkesir’in, Çanakkale’nin, Tekirdağ’ın depremleridir. Bunu böyle algılamak gerekiyor.” diye konuştu.

“KONUT SAYISI MARMARA’DA ÇOK YOĞUN”

“Depremin sadece İstanbul ve Tekirdağ için değil, tüm Marmara çevresi için bir yıkım beklentisi olması gerekiyor.” diyen Ercan, ” Bunun önemli tarafı ne? Türkiye’de hiçbir yer Marmara’nın çevresinde bulunduğu kadar yoğun bir nüfusa sahip değil. Ayrıca İstanbul’da yaklaşık kilometrekare başına 2 bin 568 kişi düşüyor. Marmara ortalamasına baktığımız zaman kilometrekareye yaklaşık bin 500 kişi düşüyor. Türkiye ortalamasına baktığımız zaman 86 kişi. Demek ki birim alanda oturan insan sayısı, birim alanda bulunan konut sayısı Marmara’da çok yoğun. En yoğun olduğu yer de İstanbul. İzmit’in bulunduğu kesim, yani birim alandaki yoğunluklar. Birim alanda yoğunluk ne kadar çoksa yıkım da o denli fazla olacaktır.” dedi.

“MARMARA’DA 7,2’DEN BÜYÜK OLAN DEPREM 570 YILDA BİR OLUR”

Marmara’da her 104 yılda bir  6.3 ile 6.7 arasında bir deprem olduğunu ifade eden Ercan, 7,2’den büyük depremlerin yaklaşık 570 yılda bir olduğunu ifade ederek 1999 yılında Gölcük’te meydana gelen depremin Marmara bölgesinde yeniden olma olasılığının yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Bu nedenlerle  Marmara’da 7.6’lık bir deprem beklenmediğini öne süren Ercan, “Kaldı ki eğer Marmara’da 7’den daha büyük bir deprem olsaydı bugünkü Eminönü yarımadasında ne ayakta kalırdı, ne Kızkulesi ayakta kalırdı, ne Bozdağan Valens Kemeri ayakta kalırdı, ne Süleymaniye Camisi, ne Fatih Camisi, ne Beyazıt Camisi, ne Sultanahmet Camisi, eski eserlerin hiçbiri ayakta kalmazdı. Oysaki bunların hepsi ayakta, İstanbul surları dahil. Bunlar depremlerin tanıklarıdır. Demek ki İstanbul’un bulunduğu kesimde çok büyük depremler olmamıştır. Neden olmamıştır İstanbul’un içinde? Çünkü orada yaklaşık 2 kilometre kalınlığında bir magma yaklaşımı vardır. Tam İstanbul Boğazı’nın bulunduğu yerde ve Suriçi’nin bulunduğu kesimde yer kabuğunun kırılma direnci 6 milyar cigatondan daha büyüktür. İşte o nedenle 99 depreminde bir taraftan Gölcük’ten başlayıp Kaynaşlı’ya doğru giden kırık diğer taraftan ise Gölcük’ten başlayıp Karamürsel üzerinden Yalova, oradan Çınarcık, oradan Esenköy’e kadar gitmiştir.” açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, İstanbul depreminin büyüklüğünü açıkladı, risk altındaki illeri tek tek saydı

“YANLI DEPREM UYARISI YAPMAK ÜLKE EKONOMİSİNİ SARSAR”

Marmara bölgesinin şu anda çok yorgun olduğunu kaydeden Ercan, gerginliğin biriktirmesinin doğudan her yıl gelen gerginliğin birikme hızına bağlı olarak değiştiğini söyledi. Ercan, gerginliğin birikebilmesi ve kabuğun kırılabilmesi için 2045 yılına kadar beklemek gerektiğini ifade ederek,” Eğer düzgün bir dağılım olursa. Eğer bu gerginlik birikmesi yeterli değilse 2075 yılına kadar deprem gecikebilir. 21 yıldır birileri her an deprem olabilir diyor ama 21 yıldır da ben ‘hayır her an deprem olamaz, olması için yeterli bir güç toplanmamıştır’ diyorum. Zaman beni doğruladı hep. Zaman birçok kimseyi yanılttı. Belki arkadaşlarımızın buradan demek istediği deprem uyarısı yapmak. Ama yanlış deprem uyarısı yapmak ülkenin ekonomisini sarsar, o ülkeye yatırım gelmez. O ülkedeki yerli yatırımcılar da yatırımlarını gibi, gibi, gibi, Rusya gibi farklı yerlere kaydırırlar. Yani ülke ekonomisi etkilenir. Ülkenin aynı zamanda turizmi de etkilenir” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, İstanbul depreminin büyüklüğünü açıkladı, risk altındaki illeri tek tek saydı

“TOPLUMU SİNİR HASTASI YAPMAMAK VE EKONOMİYE VURMAMAK GEREKİYOR”

İzmir’i vuran depremin Sisam’da 7 büyüklüğünde olduğunu anımsatan Ercan,” Yunanlılar, ‘da deprem oldu demediler. Ama hemen biz sahip çıktık, deprem bizde olmamasına karşın İzmir depremi dedik bu depreme. Oysa İzmir’de deprem olmamıştı. Yani biraz konuşurken birinin ölçeğini iyi ayarlamak, toplumu sinir hastası yapmamak ve ekonomiye darbe vurmamak gerekiyor.” dedi.

“BÜYÜK DEPREM GELİYOR DİYENLERİN HİÇBİRİ JEOFİZİK MÜHENDİSİ DEĞİL”

Deprem bilimcilerin ölçülü konuşması gerektiğini belirten Ercan, deprem konusunun gazetelere konu olacak bir konu olmadığını da belirterek,” Çünkü deprem konusundaki değişiklikler en az 10 yıl ile 100- 200 yıl arasında olur. Ama Türkiye’de deprem haberleri veya deprem kestirimleri bilimsel tabanlara dayanmayan biz buna hissikablelvuku diyoruz. Türkçesi içime öyle doğdu öyle konuşuyorum. Çünkü konuşulan da yanlış, anlatılan hiçbir şeyin sorumluluğu yok. Türkiye’de bir kişinin deprem kestirmesi yapabilmesi için mutlaka ve mutlaka jeofizik mühendisi olup deprem bilimi dersini de almış olması gerekiyor. Büyük deprem geliyor diyenlerin hiçbiri jeofizik mühendisi değil maalesef” dedi.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, İstanbul depreminin büyüklüğünü açıkladı, risk altındaki illeri tek tek saydı

“İSTANBUL’U HAZIRLAMAK İÇİN BÜYÜK DEPREM GELİYOR DEMEYE GEREK YOK”

“İstanbul’u hazırlamak gerekiyor” diyen Ercan, depremlere karşı yapılması gerekenlere ilişkin şu önerilerde bulundu: 

“Şimdi İstanbul’u hazırlamak için büyük deprem geliyor demeye gerek yok. 21 yılda çok şeyler yapıldı. Sadece İstanbul değil Türkiye’nin birçok kentinde çok şeyler yapıldı. Her 5 yapıdan biri yerden gelen sorunla yıkılır, her 5 yapıdan biri, 4 tanesi ise kötü yapılaşmalar nedeniyle yıkılıyor. Sadece yapıdan karot alarak veya sadece yapı için güçlendirme önlemleri yaparak o yapı depremden korunamaz. Hem yerin hem yapının güçlendirilmesi gerekiyor. İstanbul’da 1 milyon 800 bin tane yapı vardır. İstanbul birçok Avrupa kentinden daha büyüktür. O nedenle böyle sihirli değneği böyle pat diye koyarak İstanbul’daki yapıları birden güçlendirme olasılığı ne yazık ki yoktur. Yavaş yavaş bu işin kentsel dönüşümü anlamı içinde inşaat, jeofizik mühendisleri, mimar, şehir planlamacıları bunlar bir araya gelip hem yer konusunda hem de nitelikli yapı konusunda sağlıklı, güvenli atılımlar yapmak gerekiyor” 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı