Gündem

Libya tezkeresi nedir? | Türk askerinin Libya’daki görev süresi ne kadar uzatıldı?

’ya asker gönderilmesine ilişkin sürenin uzatılmasını öngören Libya tezkeresi Meclis’te kabul edilmesinin ardından Libya tezkeresine ilişkin arama yapılmaya başlandı. Peki Libya tezkeresi nedir? İşte ayrıntılar.

LİBYA TEZKERESİ NEDİR? | TÜRK ASKERİNİN LİBYA’DAKİ GÖREV SÜRESİ NE KADAR UZATILDI?

Libya Siyasi Anlaşması kapsamında oluşturulan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH), BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2259 (2015) sayılı kararı uyarınca uluslararası toplum tarafından Libya’yı temsil eden tek ve meşru hükümet olarak tanındığına işaret edilen tezkerede, BMGK’nin 2259 sayılı kararının, Libya Siyasi Anlaşması’nın uygulanması ile UMH dahil söz konusu anlaşmada atıfta bulunulan Libya kuruluşlarının desteklenmesine çağrıda bulunduğu belirtildi.

Tezkerede, Libya Siyasi Anlaşması’nda yeri bulunmayan, bu çerçevede hem ulusal hem uluslararası bakımdan gayrimeşru nitelik taşıyan sözde Libya Ulusal Ordusu’nun, 4 Nisan 2019’da başkent Trablus’u ele geçirmek ve UMH’yi devirmek hedefiyle başlattığı, sivilleri ve sivil altyapıyı da hedef alan, Libya’nın bütünlüğü ve istikrarını tehdit eden, DEAŞ, El-Kaide ve diğer örgütleri, yasa dışı silahlı gruplar ile yasa dışı göç ve insan ticareti için uygun ortam oluşturan saldırıları üzerine UMH’nin Aralık 2019’da ‘den destek talebinde bulunduğu ifade edildi.

Müteakip süreçte UMH’nin, ülkenin bütünlüğüne kasteden bu saldırıları durdurduğu, böylece Libya’nın Türkiye ve tüm bölge için güvenlik riski teşkil edecek bir kaosa ve istikrarsızlığa sürüklenmesinin önlendiği, ülkede BM’nin kolaylaştırıcılığında, Libyalıların öncülüğünde ve sahipliğinde ateşkes ve siyasi diyalog sürecinin önünün açılabildiği vurgulanan tezkerede şunlar kaydedildi:

“Türkiye, BM öncülüğünde ilgili BMGK kararları çerçevesinde uluslararası meşruiyet kapsamında yürütülen, Libya’nın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunmasına, ülkede kalıcı bir ateşkesin tesisine, ulusal uzlaşıyı sağlayacak siyasi diyalog çabalarına güçlü desteğini sürdürmektedir. Türkiye ile Libya arasında imzalanan ve yürürlüğe giren Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası ile daha da gelişen iki ülke arasındaki tarihi, siyasi ve ekonomik köklü ilişkiler dikkate alındığında, Libya’da ateşkes ve siyasi diyalog sürecinin devamı ile bu sürecin sonucunda barışın tesisi ve istikrarın sağlanması Türkiye açısından büyük öneme haizdir.”

Türkiye’nin, bu kapsamda Libya ile imzalanan ve yürürlüğe giren Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakat Muhtırası kapsamında Libya’nın güvenliğine katkı sağlayacak eğitim ve danışmanlık desteğine devam ettiği anlatılan tezkerede, gelinen aşamada Libya’da kalıcı ateşkesin ve siyasi diyalog sürecinin sonuçlandırılması ve kurumların birleştirilmesinin henüz mümkün olamadığına işaret edildi.

Sözde Libya Ulusal Ordusu’nun, dış güçlerin desteğiyle Libya’nın orta ve doğu bölgelerindeki askeri tahkimatının sürdüğüne dikkat çekilen tezkerede, BM himayesinde yürütülen askeri ve siyasi görüşmelerin sonuçlanmasını teminen çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesinin önem taşıdığı vurgulandı.

LİBYA’DA NE YAŞANMIŞTI?

17 Şubat 2011 – ‘ta fitili ateşlenen Arap Baharı isimli süreç Libya’ya ulaştı. Başta Bingazi olmak üzere birçok kentte kitlesel gösteriler başladı. Kaddafi yönetimi, gösterileri gerçek mermiyle bastırmaya çalışınca onlarca kişi hayatını kaybetti ve gösteriler ülke geneline yayıldı.
19 Mart 2011 – Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamanın ardından, Libya’da sivillerin kurtarılması için ‘nun uygulayacağı uçuşa yasak bölge ilan edilmesi kararı alındı. Kararın ardından başta ve İngiltere olmak üzere çok sayıda NATO ve Arap ülkesi, Libya’ya hava saldırılarına başladı.

21 Ağustos 2011 – NATO bombardımanının da katkısıyla, muhalifler başkent Trablus’a girdi. Başkentteki Babul Aziziye sarayındaki çatışmaların ardından Kaddafi, Trablus’tan kaçarak saklanmaya başladı.

20 Ekim 2011 – Libya’yı 42 yıldır demir yumrukla yöneten Kaddafi, memleketi Sirte’de muhalif savaşçılar tarafından yakalanarak öldürüldü. Libya’da geçiş döneminin siyasi temsilcisi olarak kabul edilen Ulusal Geçiş Konseyi, sekiz aylık mücadelenin ardından Libya’nın “kurtarıldığını” ilan etti.

19 Kasım 2011 – Kaddafi’nin veliahtı olarak kabul edilen oğlu Seyfulislam Kaddafi, muhalif gruplar tarafından ülkenin güneyindeki Sebha bölgesinde yakalandı.

Temmuz-Ağustos 2012 – Libya’da devrimden sonra ilk genel seçimler gerçekleştirildi. Ulusal Geçiş Konseyi, görevi kurucu meclis niteliğindeki Milli Genel Kongre’ye (MGK) devretti. Libya’daki devrim döneminde mücadele eden birçok silahlı grup, silah bırakmayı reddetti. Başta Bingazi olmak üzere birçok kentte, silahlı gruplar arasında çatışmalar başladı.

11 Eylül 2012 – ABD’de internet üzerinde yayınlanan bir filmin Hazreti Muhammed’e hakaret içerdiği gerekçesiyle başlayan olaylarda, silahlı gruplar Bingazi’nin ABD Konsolosluğu’na saldırdı. ABD Büyükelçisi Cristopher Stevens, üç Amerikan koruma görevlisi ve onlarca Libyalı saldırılarda hayatını kaybetti.

Şubat-Mart 2014 – Emekli General Halife Hafter, 14 Şubat 2014’te televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, askeri ve hayati öneme sahip noktaların ele geçirildiğini, MGK’nin de çalışmalarının durdurulduğunu açıkladı. Hükümet ise Hafter’in girişimini “başarısız bir darbe” şeklinde niteledi.

MGK’nin görev süresini uzatma kararının ardından silahlı göstericiler parlamentoya girdi, havaya ateş açtı. Ülkenin doğusundaki Sidra limanına izinsiz demir atan Kuzey Kore bandıralı bir petrol gemisine silahlı gruplar tarafından Libya petrolü yüklenmesi ve geminin demir almasının ardından, Libya meclisi MGK, Başbakan Ali Zeydan hükümetinden güven oyunu çekti.

25 Haziran 2014 – Libya’da, düşük katılımla gerçekleşen seçimlerin ardından, MGK seçimleri tanımadığını açıkladı. MGK ve yeni seçilen Temsilciler Meclisi’ne bağlı gruplar arasında çatışmalar başladı. Yeni temsilciler meclisi, Trablus’ta çalışamadığı için ülkenin batısındaki Tobruk kentine taşındı. Tobruk’ta Temsilciler Meclisi’nin faaliyetlerinin ardından Libya’da silahlı gruplar üzerinden iktidar savaşı veren iki meclis ortaya çıktı.

Ekim 2014 – Suriye’de Rakka ve Irak’ta Musul’u ele geçiren DEAŞ terör örgütüne bağlı gruplar, Libya’da yönetim boşluğundan faydalanarak güç kazanmaya başladı. DEAŞ’a bağlı milisler, liman kenti Derna’da yönetimi ele geçirdi. DEAŞ militanları, Kaddafi’nin memleketi, Sirte’yi de Şubat 2015’te ele geçirerek Libya’da etkisini arttırdı.

17 Aralık 2015 – BM’nin girişimleriyle Fas’ın Suheyrat kentinde varılan “Libya Siyasi Anlaşması” uyarınca Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi kuruldu. BM Güvenlik Konseyi 2259 sayılı kararla Başkanlık Konseyi’ni Libya’nın tek meşru temsilcisi olarak tanıdı ancak konseyin sunduğu hükümet listeleri General Halife Hafter’in baskıları nedeniyle Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’nde onaylanmadığı için süreç tıkandı.

Eylül-Aralık 2016 – Libya’da emekli general Halife Hafter’e bağlı güçler, eylül ayında ülkenin doğusundaki petrol sahalarını kanlı çatışmaların ardından ele geçirdiğini duyurdu. Başkanlık Konseyi’ne bağlı silahlı gruplar ise sahil kenti Sirte’yi 18 aylık mücadelenin ardından DEAŞ güçlerinden temizlediğini açıkladı.

11 Haziran 2017 – Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam Kaddafi bir milis grubu tarafından serbest bırakıldı.

Temmuz 2017 – Bingazi’nin üç yıl süren çatışmaların ardından DEAŞ’tan temizlendiği açıklandı. Libya’nın en büyük ikinci kenti Bingazi, operasyonların ardından büyük yıkım yaşadı.

Eylül 2017 – BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, üç aşamalı bir eylem planı önerisinde bulundu. Selame, BM tarafından kabul edilen Suheyrat Anlaşması’nın reformu, ülkedeki tüm grupları bir araya getirecek ulusal diyalog forumu düzenlenmesi, son olarak anayasa referandumu ve bu anayasaya bağlı parlemento cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını çözüm olarak sundu. Ancak bugüne kadar BM çözüm planındaki hiç bir adım tamamlanmadı.

Aralık 2017 – Akdeniz üzerinden Avrupa’ya göçmek için Libya’ya gelen ve burada silahlı gruplar tarafından köle pazarlarında satılan Afrikalı göçmenlerin haberleri BM’yi harekete geçirdi. BM, Afrikalı göçmenlerin Libya’dan çıkarılması için çalışmalara başladı.

Ağustos 2018 – Afrika’nın kanıtlanmış en büyük petrol rezervlerine sahip Libya’nın toplam petrol ihracatının yüzde 60’ının yapıldığı Petrol Hilali bölgesinde yaz boyunca süren çatışmalar şiddetlendi.

Libya Ulusal Petrol Kurumu, çatışmalar nedeniyle üretimin günlük 1,1 milyondan 500 bin varil seviyesine düştüğünü açıkladı. Söz konusu düşüşün, Libya’yı günlük 67 milyon dolar zarara uğrattığı kaydedildi.

Libyalı bir sivil toplum kuruluşunun raporuna göre 2018 yılı boyunca belirli aralıklarla şiddetlenen çatışmalarda, bin 567 kişi öldü, 2 bin 11 kişi yaralandı ve 141 kişi kaçırıldı.

Muammer Kaddafi yönetimini devirmeyi başaran Libya, sekiz yılın ardından üzerinde oturduğu zengin petrol rezervlerinin sağladığı refahı, istikrar içinde tatmanın özlemini çekiyor.

Sözde Libya Ulusal Ordusu’nun, dış güçlerin desteğiyle Libya’nın orta ve doğu bölgelerindeki askeri tahkimatının sürdüğüne dikkat çekilen tezkerede, BM himayesinde yürütülen askeri ve siyasi görüşmelerin sonuçlanmasını teminen çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesinin önem taşıdığı vurgulandı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı