Gündem

10 Kasım Atatürk’ü anma ile ilgili kompozisyonlar

10 Kasım günü 1938 yılında Dolmabahçe sarayında siroz hastalığına yenik düşen Gazi Mustafa Kemal, ölümüyle tüm ülkeyi yasa boğdu. 57 yıllık yaşamına 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 14 kitap sığdıran Cumhuriyetimizin kurucusu ‘ü, bu yılda ölümün 82. yıldönümünde ülkece zikredilecek. Bizde haberimizde Atatürk’ün anısına yazılmış kompozisyonları sizler için derledik…

10 KASIM 1938’DE NELER YAŞANDI?

Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlık sorunları 1937 yılından itibaren artmaya başladı. Ölüm yılı olan 1938’in başlarında Atatürk’e siroz hastalığı teşhisi konuldu. Türk doktorların yanı sıra Avrupa’da da alanında uzman doktorlar getirildi ve tedaviler uygulanmaya başlandı. 

Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1938 tarihinde, ‘nin açılışına hastalığı sebebiyle katılamadı. Uygulanan tedavilere ne yazık ki cevap veremeyen Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü sabahı saat 09:05’te İstanbul’un ilçesi bulunan Dolmabahçe Sarayı’nda son nefesini vererek hayata gözlerini kapadı. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi uykusuna gömüldü.

ANITKABİR NEDEN YAPILDI?

Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’da yer alan Anıtkabir, Mustafa Kemal Atatürk’ün anıt mezarıdır. 10 Kasım 1953 günü Mustafa Kemal Atatürk’ün cenazesi, kendisi için yaptırılan Anıtkabir’e taşınmıştır ve ebedi olarak toprağa verilmiştir. Anıtkabir’in yapımına 9 Ekim 1944 tarihinde başlanmış,1 Eylül 1953 yılında yapımı tamamlanmıştır.

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

ULU ÖNDER ATATÜRK’ÜN VASİYETİ

5 Eylül 1938’de Mustafa Kemal Atatürk’ün el yazısıyla kaleme aldığı vasiyetnamenin içeriği ise şöyle:
“Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi ’ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:
*Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.
*Her seneki nemadan, bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule’ye ayda       bin, Afet’e 800, Sabiha Gökçen’e 600, Ülkü’ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile’ye şimdiki yüzer lira       verilecektir.
*Sabiha Gökçen’e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.
* Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.
* İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.
* Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.”

“10 KASIM ATATÜRK ANISINA YAZILMIŞ KOMPOZİSYONLAR”

10 KASIM ANISINA

Ulu önder Atatürk’ün vefatının gerçekleştiği 10 Kasım Ülkemiz ve milletimizin yaslarından biridir. 1938 yılından bu yana, her 10 Kasım, Ata’mızın aramızdan ayrılışının hüznünü yaşıyoruz.

Bizler için  her 10 Kasım, atamızın bize bıraktığı vasiyetlerine uyup uymadığımızı değerlendirdiğimiz bir gün olmalıdır. Atatürk’ü anlamak onun benimsediği düşünceleri uygulamakla olur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu yeni bir devre geçişin imzasıdır. Ülkenin her karışı yabancılar tarafından kuşatılmış iken özgürlüğüne düşkün Türk milletine liderlik yapan Atatürk, milletimizin tutsak yaşayamayacağını bilerek öncülük yapıp ülkemizi mucize bir şekilde bağımsızlığına kavuşturmuştur.

Atatürk devrimleri günümüzde bir çok ülkede temsil sayılır. Bağımsızlığını kazanamamış bir çok ülkeye Atatürk devrimleri, örnek teşkil etmiştir. Bu sayede görülüyor ki Atatürk uluslararası bir dünya görüşünün sahibidir.

Her Türk vatandaşının görevi Atatürk’ü her 10 Kasım’da anmak ve anlamaktır ve sonra nesillere anlatmaktır.

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

TARİHTEKİ KAHRAMAN

Her ulusun tarihinde kahramanlar yatar. Bizim tarihimizdeki kahramanların başında Mustafa Kemal Atatürk gelir. Yine onun aramızdan ayrılışının üzüntüsünü yaşadığımız bir gündeyiz. Bugün günlerden 10 Kasım saat dokuzu beş geçiyor. Ulu önder Atatürk yaşamı boyunca ulusu için çalışmış dünyada nadir liderlerden biridir. Ömrü yettiğince bize kazandırdığı devrimlerle ülkemizi çağdaş medeniyet seviyesine çıkarmıştır. Atatürk’ ü önce tanımalı ardından yurdumuz ve Türk ulusu için yaptıklarını anlamalı ve anlatmalıyız. Atatürk çok çalıştı ve yorularak aramızdan ayrıldı. Ancak bizler onun birer evlatları olarak izini sürdürmeliyiz. Cumhuriyeti sonsuza ayakta tutmak için çaba göstermeliyiz.

Atatürk, padişahın yanlışları nedeniyle yıkılan ve işgalci devletler tarafından bölünmeye hazırlanan yurdumuzun kurtarıcısıdır. Yüce Atatürk’ ün düşüncelerinden faydalanarak varlığımızı sürdürmeliyiz. Atatürk Cumhuriyet kurulmasından itibaren tüm alanlarda en iyiyi hedefledi. Örneğin; çiftçilik sektörüne katkı sağlamak amacıyla traktör kullandı, yazı tahtasının başına geçip başöğretmenlik yaptı. Bu özverili hizmet aşkı sonuna vücudunu iflas ettirdi.

Atatürk güçlü bir mantığı kişiliğe sahipti. Sert ve kaideli devlet adamlığının yanı sıra, sevgi dolu, yardımsever bir insandı. Yurdunu ve ulusunu gelecek tüm zararlardan korumaya çalışırdı. Yurt ve ulus en kutsal değerlerindendi. Yaşamı boyunca hiçbir zorluktan yılmamış hep başarma güdüsüyle çalışmıştır.

Ulu Önderimiz, Atamız; Bizde emek verdiğin bu yolda, hiç durmadan yürüyeceğiz. Daimi hedefimiz ilkelerini korumak, devrimlerini sonsuza dek yaşatmak olacaktır.

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Dünyanın düzenidir bu. İnsanlar, doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Kimileri hayatta kayda değer bir şey yapmadan yaşarken kimileri ise tarihe adını altın harflerle yazdırarak bu düzende küçük bir değişiklik yaparlar. İşte öyle bir insandı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk… Mustafa Kemal’de herkes gibi bir insandı. Doğdu, yaşadı ama milyonların kalbinde yaşamaya devam etti. İnkılapları ve Türk milletine gösterdiği yolda yürüyen biz evlatları için o ölmedi yüreğimizde yaşıyor.

Daha ilkokul çağında öğrenmeye başlarız Atatürk‘ün adını. Önce doğum tarihi, 29 Ekim, 23 Nisan ve nihayet 10 Kasım gelir. Aslında bu tarihlerin önemi ve yapılan devrimlerin, akıtılan kanların nedeni öğrenildikçe büyüyen, düşündükçe anlam kazanan mevzulardır. Bağımsızlığın kazanılması, doğduğundan beri bağımsız yaşayan bizler için, ancak bağımlı olmanın nasıl olacağını hayal ederek anlaşılır. Hiç çabalamadan hakları verilen kadınların, kadın haklarının önemini anlaması için, biraz daha geniş düşünmesi belki de Orta doğuda bir çok memlekette haklarından yoksun yaşayan kadınlara bakması gerekir.

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

HÜZÜN

10 kasım bambaşka bir hüzün kaplar içimi, kasımpatılar ilişir gözüme ,içimi tarif edilmez bir burukluk kaplar. Çünkü takvim 10 kasımı gösterir. Mustafa Kemal vatanına ve ulusuna çok yüce duygularla bağlı, vatan savunmasını her şeyin üzerinde tutan, millet sevgisi tutku derecesinde olan, yaşarken ve öldükten sonra da maddi ve manevi tüm varlığını ulusuna adayan bir devlet adamı ve komutandı. Atatürk deha sahibi bir kişiydi. Askeri ve siyasi alanlarda yepyeni yöntemler uygulayarak, o günün şartlarında hayal edilmesi bile güç işler başarmıştır. Bunlardan en önemlileri sırasıyla: Yeni bir ordunun kurulması, halkın ikna edilmesi, düşmanın yurttan atılması, yeni bir devletin ve yönetim şeklinin kurularak eski olanların kaldırılması, siyasi, toplumsal, ekonomik ve hukuki alanlarda yapılan çok sayıdaki devrimlerdir. Atatürk’ün görüşleri kesin ve isabetlidir. Çanakkale savaşları sırasında düşman donanmasının nereden çıkarma yapabileceğini sezmesi, 2. Dünya Savaşını önceden tahmin edebilmesi, Hatay’ın Türkiye topraklarına katılması onun ileri görüşlülüğünün en belirgin örneklerindendir. “Yurtta barış, Dünyada Barış” sözünün sahibi olan Atatürk, toprak büyütme heveslisi olmayan, mecbur kalınmadığı sürece savaşı cinayet olarak kabul eden bir liderdir. Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmayı hedef gösteren Atatürk, eğitimle ve eğitimin milli olması ile de yakından ilgilenmiştir. Milli Eğitimi güçsüz olan bir milletin gelişimini tamamlayamayacağını düşünen Atatürk’e göre: “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı,yüce bir toplum olarak yaşatır; ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.” Kararlı, inatçı ve kendinden emin bir kişiliğe sahip olan Atatürk’e göre Türk milleti esir olarak yaşayamazdı. Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nı başlattığında parolası “Ya istiklâl, ya ölüm”dü. Mücadeleci ve ulusuna güvenen Atatürk, Amerikalı bir generale de bu konuda şunları söylemiştir: “…bir millet, top yekûn kurtulmaya karar verir de harekete geçerse onun özgürlüğünü ve bağımsızlığını elde etmesini engelleyecek bir güç dünyada yoktur.” En büyük eseri olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk, Türk milletinin yetiştirdiği en büyük Türk’tür. Çağını aşıp gelecek çağlara da ışık tutan bir insandır. “Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk milletini yeniden dirilten” bir önderdir. “Memleketine en büyük iyilikleri etmiş, Türkler hakkında söylenmiş bütün sözlerin yanlış olduğunu göstermiş” bir liderdir. “Atatürk gibi insanlar, bir kuşak için doğmadıkları gibi bir devre için de doğmazlar. Onlar önderlikleriyle yüzyıllarca milletlerinin tarihinde hüküm sürecek insanlardır”

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

Atatürk’ü anlamak ve icraatlarını kavramak için önce var olanın değerini anlamalıyız. Sonrasında ise elimizdekilerin yokluğunda neler olabileceğini, tüm bunların nasıl bir ortamda yoktan var edildiğini… İşte o zaman, bizi bizden çok düşünen bu lider, üstün zekası ve yetenekleri ile bize kendisine hayran bırakır.

Neden üzülürüz 10 Kasım’larda?  Atatürk öldü diye. Elbette ki böyle bir insanın daha uzun yaşaması Türkiye için çok daha hızlı bir gelişme sağlardı. Daha kısa zamanda daha büyük işler başarılabilir, Dünyadaki gelişim yarışına daha önden devam edebilirdik. Ancak Atatürk bir insandı. İnsan ömrünün sınırları ile sınırlıydı yaşam süresi. Bu sürede gereken kadarını yaptı ve gitti. Bu yüzden Atatürk’ün ölümüne üzülmek yerine birer Atatürk olmak gerekir.

10 Kasım ölüm yıl dönümüdür. Sevilen bir kimseyi kaybetmenin acısıdır. Ancak 10 Kasım’larda Atatürk’ü aramak, yaşıyor olmasını dilemek tembelliktir, çalışmayı başkasından beklemenin işaretidir. O yapacağını yaptı. Şimdi sıra biz gençlerde. Kazanımlarımıza sahip çıkıp, geliştirmek, çalışmak, ilerlemek hatta koşmak bize düşüyor. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

10 KASIM ANISINA

Her vatanın bir kurtarıcısı olup kahramanlarını ömür boyu yaşatırlar. Milli günlerden kabul edilerek onların yaşamları her zaman saygıyla anılır. Vatanımızın bugünkü haline gelmesi için Mustafa Kemal Atatürk gibi bir kahramana ihtiyaç duymuştur. Ülkemizi düşmanlardan kurtardığı gibi refah bir ülke bırakarak hayata gözlerini yummuştur. Her yıl 10 Kasım 1938 yılında saygıyla anılıyor. Okullarda, resmi kurumlarda çeşitli alanlarda kutlamalar törenler yapılarak hatırlanır. Atamız ülkemizi en zor durumdayken kurtararak bugünkü haline gelmesine katkı sağlamıştır.

Türk gencinin ilk hedefi Atatürk gibi büyük bir liderin yolundan ilerlemesidir. Atamız sadece ölüm zamanlarında değil her zaman hatırlanmalı. Yaptıklarının bedeli ödenmese dahi elimizden gelenleri en iyi şekilde yapmalıyız. Türk milletinin değerlisi olan Mustafa Kemal yaşamı boyunca bize bir şeyler katmak için mücadele etmiştir. 10 Kasım 1938 yılında gözlerini yumarak hayattan ayrıldı. Ülkemiz ve dünya ülkeleri hüsran içerisinde kalmıştır. Yeni devrimlerin yapılması çağdaş uygarlıklar seviyesine yükseltir.

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

DÜNYANIN İMRENDİĞİ LİDER

Atatürk kadar milletine ve vatanına düşkün bir başka lider daha yoktur. Ve Atatürk bütün varlığını , en çok değer verdiği Türk milletine bağışlamıştır. Bizler Türk milleti olarak, dünyada tüm milletlerin imrendiği bir lidere sahip olduk ve onun mutluluğunu sonuna kadar yaşamaktayız.

Atatürk sayesinde, sahip olduğumuz cumhuriyet içerisinde özgürce yaşamakta ve düşüncelerimizi ifade edebilmekteyiz. Ayrıca Atatürk sayesinde hiç bir devlete bağlı olmadan ve hiç bir devletin esaretinde olmadan yaşamanın ve çalışabilmenin gururunu yaşamaktayız.

Bu eşsizlik içeren özgürlük duygusunu bizlere tattırmış olan yüce Atamıza en büyük şükran saygılarımızı ifade etmek ve onu gururlandırmak için, onun ülkemize kazandırmış olduğu devrim ve ilkelere sahip çıkmak en büyük görevimizdir. Bu duyguyu görev bilincinde, tüm hayatımız boyunca uygulamalı ve çocuklarımıza en iyi şekilde aktarmaya çalışmalıyız.

İşte Atatürk sayesinde yetişen o gençler, kendilerinden sonra gelecek olan nesillere de Atatürk’ün bıraktığı cumhuriyeti en sağlam temelleriyle birlikte devredebilecektir. Ancak bu durumda cumhuriyeti Türk milletine bırakmış olan Atatürk, ebedi istirahatinde rahat olacaktır.

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

10 KASIM SABAHINA UYANAN BİR TÜRK GENCİNİN GÖZÜNDEN “ATATÜRK”

Bugün bir hüzün çöktü içime .  Ağaçlar yapraklarını dökmüş , gazel olmuş artık . Bugün Mustafa Kemal’im  yummuş gözlerini ebediyete .  Garip duygular içindeyim . Bir milleti zafere ulaştıran, yeni bir devlet kuran, koca yürekli mavi gözlü dev adam  tamamlamış sayılı nefeslerini . Ne büyük insandın  sen Gazi Mustafa Kemal . 

Hiç  mal peşinde, mülk peşinde koşmadın . Hep vatan dedin , önce vatan dedin . Çünkü sen vatanını çok seven asil bir  milletin asil evladıydın . Ülkemiz yokluk içindeydi , sefalet içindeydi  . Hiçbir maddi olanağımız ve gücümüz yoktu . Umudumuz yoktu fakat sen milletine umut oldun Gazi Mustafa Kemal . Aramızdan ayrılışının 80. yılı .  Senin için Anıtkabir’e giden yürekleri görünce daha da duygulanıyorum . Çünkü  sen bu ülkeye gelmiş geçmiş  gelen en büyük lidersin Mustafa Kemal’im . Vatan için  çok savaşlar yaptın . Yeri geldi attan düştün, yaralandın ama pes etmedin davandan . Yeri geldi sana  suikastler düzenlendi ama başarılı olamadı o cahil kimseler . Çünkü sen biliyordun ki Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır . Vatan sevdalısıydın , millet aşkı ile yanıyordu için . Büyük Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdun, milletine  büyük mutluluklar yaşattın . Vefatının üzerinden yüzyıllar da geçse seni unutmayacak bu asil millet . Çünkü sen bizim Atamızsın , canımızsın , kahramanımızsın .

Emanetin olan Cumhuriyet’e ve diğer değerlerine sahip çıkacağız başkomutanım . Yüce Allah seni cennetinin en güzel yerine koysun inşallah . Yerinde rahat uyu güzel insan , güzel  Atam . Seni sonsuza dek unutmayız . Seni çok seviyoruz canım Mustafa Kemal Atatürk’üm . 

****

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

TAKVİM 10 KASIMI GÖSTERİR

10 kasım bambaşka bir hüzün kaplar içimi, kasımpatılar ilişir gözüme ,içimi tarif edilmez bir burukluk kaplar. Çünkü takvim 10 kasımı gösterir. Mustafa Kemal vatanına ve ulusuna çok yüce duygularla bağlı, vatan savunmasını her şeyin üzerinde tutan, millet sevgisi tutku derecesinde olan, yaşarken ve öldükten sonra da maddi ve manevi tüm varlığını ulusuna adayan bir devlet adamı ve komutandı. Atatürk deha sahibi bir kişiydi. Askeri ve siyasi alanlarda yepyeni yöntemler uygulayarak, o günün şartlarında hayal edilmesi bile güç işler başarmıştır. Bunlardan en önemlileri sırasıyla: Yeni bir ordunun kurulması, halkın ikna edilmesi, düşmanın yurttan atılması, yeni bir devletin ve yönetim şeklinin kurularak eski olanların kaldırılması, siyasi, toplumsal, ekonomik ve hukuki alanlarda yapılan çok sayıdaki devrimlerdir. Atatürk’ün görüşleri kesin ve isabetlidir. Çanakkale savaşları sırasında düşman donanmasının nereden çıkarma yapabileceğini sezmesi, 2. Dünya Savaşını önceden tahmin edebilmesi, Hatay’ın Türkiye topraklarına katılması onun ileri görüşlülüğünün en belirgin örneklerindendir. “Yurtta barış, Dünyada Barış” sözünün sahibi olan Atatürk, toprak büyütme heveslisi olmayan, mecbur kalınmadığı sürece savaşı cinayet olarak kabul eden bir liderdir. Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmayı hedef gösteren Atatürk, eğitimle ve eğitimin milli olması ile de yakından ilgilenmiştir. Milli Eğitimi güçsüz olan bir milletin gelişimini tamamlayamayacağını düşünen Atatürk’e göre: “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı,yüce bir toplum olarak yaşatır; ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.” Kararlı, inatçı ve kendinden emin bir kişiliğe sahip olan Atatürk’e göre Türk milleti esir olarak yaşayamazdı. Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nı başlattığında parolası “Ya istiklâl, ya ölüm”dü. Mücadeleci ve ulusuna güvenen Atatürk, Amerikalı bir generale de bu konuda şunları söylemiştir: “…bir millet, top yekûn kurtulmaya karar verir de harekete geçerse onun özgürlüğünü ve bağımsızlığını elde etmesini engelleyecek bir güç dünyada yoktur.” En büyük eseri olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk, Türk milletinin yetiştirdiği en büyük Türk’tür. Çağını aşıp gelecek çağlara da ışık tutan bir insandır. “Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk milletini yeniden dirilten” bir önderdir. “Memleketine en büyük iyilikleri etmiş, Türkler hakkında söylenmiş bütün sözlerin yanlış olduğunu göstermiş” bir liderdir. “Atatürk gibi insanlar, bir kuşak için doğmadıkları gibi bir devre için de doğmazlar. Onlar önderlikleriyle yüzyıllarca milletlerinin tarihinde hüküm sürecek insanlardır”

****

ATAM SENİN İZİNDEYİZ…

Biz Türk gençliği Ata’mızın yokluğuna her 10 Kasım’da en derin şekilde üzülmekte, sadece O’nun düşünceleri çevresinde birleşerek kendisine en güzel hediyeyi vermenin mutluluğunu yaşamaktayız. Bu mutluluk hiçbir mutluluğa benzemez. Bu mutluluğun dünyada bir başka benzeri yoktur. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, biz gençlere güvenmiş ve bizlerin kendisinin mirasçıları bulunduğunu defalarca dile getirerek, ülkemizin geleceğini bizlere emanet etmiştir.

İşte o gençlik olarak hepimiz, kendimizden sonra gelecek olanlara Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti olan cumhuriyeti daha sağlam temeller üstünde geliştirerek teslim etmenin gayreti içinde olmalıyız. Bu gayretimizden bir an bile olsa geri adım atmadan, Mustafa Kemal Atatürk gençliğinin çalışkanlığını ve azmini tüm dünyaya başarılarımızla duyurmalıyız. İşte o vakit, Mustafa Kemal Atatürk sonsuz evi olan Anıtkabir’de daha rahat uyuyacaktır.

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU ATATÜRK’ÜN HAYATI 

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise  Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.

Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)

I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)

II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)

Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

Atatürk Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler:
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi:
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934’de TBMM’nce Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

10 Kasım Atatürk'ü anma ile ilgili komposizyonlar

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05’te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı